İşsizlik sorununu anlamının ilk yolu işsiz kimdir sorusunu cevaplamaktan geçer. O halde İşsiz Kimdir? Çalışma gücü ve isteği olduğu halde, cari piyasa-da o sırada geçerli olan ücret seviyesinde iş arayıp da bulamayanların toplamıdır.
OECD raporlarına göre 2025 başında dünya genelinde işsizlik oranı % 6 seviyesinde, Yüzde olarak Türkiye 7.7, ABD 3.7, Almanya 3.2, Fransa 7.5, İtalya 7.3, İspanya 11,7, Güney Kore 2,7, Japonya 2,5 dır. Bazı ülkelerde işsizlik oranı çok düşük (örneğin Katar %0,1; Japonya %2,5), bazı ülkelerde ise oldukça yüksek. Bu farklılıklar ekonomik gelişmişlik, nüfus yapısı ve istihdam politikalarıyla doğrudan ilişkili bir durumdur.
OECD verilerine göre Türkiye’nin işsizlik oranı 2025 sonunda %7,7’ye gerilerken, OECD ortalaması %6 civarında seyrediyor. Türkiye hâlâ ortalamanın üzerinde olsa da, son yıllarda kayda değer bir düşüş göstermiş durumda. İşsizlik özellikle gençler ve kadınlar arasında daha yüksek oranda. Türkiye’nin işsizlik oranı yıllar içinde dalgalı bir seyir izlemiştir. Nitekim TÜİK ve uluslararası kaynaklara göre son 10 yılın verileri şöyledir.
• 2015 – 2018: %10 civarında sabit seyir, 2019: %13,7 ile zirve, 2020 – 2021 pandemi etki-siyle %12 – 13, 2022 – 2023 %10’un altına gerileme, 2024 %8,7, 2025 %7,7 ile son 20 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir. Bu oranlar dikkate alındığında 2015’ten 2018’e kadar yatay durum, 2019’da keskin bir yükseliş, ardından 2020–2021’de yüksek seviyelerde dalgalanma, 2022’den itibaren ise sürekli aşağı yönlü bir eğilim vardır.
İşsizlik ekonomik olduğu gibi aynı zamanda sosyal bir sorundur. Gelir dağılımı eşitsizliği, yoksulluk ve toplumsal huzursuzluk işsizlikle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’de işsizlik uzun yıllardır ekonomik büyüme ve toplumsal refah üzerinde olumsuz etkiler yaratan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İşsizlikte öne çıkan nedenler olarak Türkiye’de yapısal faktörler daha belirgin iken dünyada ise küresel ekonomik dalgalanmalar öne çıkmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde görülen işsizliğin ana nedeni, toplam talebin, mevcut iş gücü arzının tamamını çalışır durumda tutacak kadar olmamasıdır. Ekonomik organizasyon bu talebi karşılayamamaktadır. Burada görülen işsizlik türü açık işsizliktir. Gelişmekte olan ülkelerde ise işsizliğin ana nedeni, toplam talep yetersizliğine değil, ekonominin yapısına bağlıdır. Bu ülkelerde işsizlik kendisini gizli işsizlik şeklinde gösterir.
Bir işte çalışma isteği olmasına rağmen irade dışı işsizlik, yukarıda belirtilen durumlara bağlı olarak açık işsizlik olarak tanımlanabilir. Kişi çalışma yeteneğine sahip olması ve iş aramasına rağmen bulamaması durumudur. Aldığı eğitim alanında istihdam imkânlarının olmaması en belirgin engel olmaktadır.
Dünya da ve Ülkemizde bazı bölgeler iklim koşulları ya da coğrafi nedenlerle yatırımlardan daha az pay almaktadırlar. Buralarda istihdam olanakları çok sınırlı veya ülkelerin diğer bölgelerine göre çok daha azdır. Marmara, Ege ve Akdeniz kıyı kesimlerimiz karasal iklimin baskısı altındaki D. Anadolu Bölgesine göre daha avantajı istihdam alanları olmaktadır.
Zaman zaman iktisadi faaliyetlerin devresel dalgalanmalar göstermesi iktisadi daralma dönemlerinde işsizlik artabilmektedir. Çalışma gücüne sahip kişilerin çalışmayı reddetmeleri, kendi arzularıyla işsiz kalmaları da yine bu alanda önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin öğretmenlik eğitimi alan bir genç aldığı eğitimin karşılığı iş dışında başka bir alanı tercih etmemektedir.
Teknolojinin ilerlemesi sonucunda insandan oluşan iş gücünün yerini makinelerin alamsıda işgücü için bir istidam sorunu haline gelmiş olup yapay zekâ uygulamaları gittikçe yaygınlaşarak kol gücünün ve beyin gücünün yerini işgal etmektedir.