Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)

Tarih: 28.01.2026 10:15

KÜRESELLEŞME 2

Facebook Twitter Linked-in

 Business week dergisinin yayınladığı 1999 yılı itibariyle, dünyadaki en üst 50 ekonomik birim, listesinde microsoft şirketi 17. sırada iken, pek çok ulus devlet Avustralya, Tür-kiye, İran, Arjantin onun arkasında sıralanmış; General Elektrik 24. Sırada iken Tayvan, Polon-ya, Belçika, Malezya, Suudi Arabistan daha alt sıralarda yer almıştır.

Küreselleşmenin etkisiyle sadece devletler değil devlet dışı aktörler  (BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, OPEC, IMF, NATO, DÜN-YA TİCARET ÖRGÜTÜ, AB, İSLAM KONFERANSI ÖRGÜTÜ) ve bu aktörler arasındaki gelişen çok yönlü ekonomik, ticari, malı, sosyal,  kültürel,  dini ve ideolojik nitelikteki ilişkileri ortaya çıkan süreçleri içeren bir dünya düzeni oluştu.

Sivil toplum güçlendi. Küreselleşme, sivil toplumu yalnızca ulusal hükümetlere karşı bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel düzeyde politika yapıcılarla etkileşime giren bir aktör haline de getirdi. STK’lar artık, farklı ülkelerdeki benzer örgütlerle ortak projeler yürütüyor. Örneğin çevre, insan hakları veya kadın hakları alanında küresel kampanyalar düzenleniyor. İklim değişikliği, göç, insan hakları ihlalleri gibi sınır aşan sorunlar, sivil toplumun da küresel ölçekte hareket alanına giriyor Birçok STK, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği veya Dünya Ban-kası gibi kurumlarla doğrudan temas kurarak politika süreçlerine etki etmeye çalışıyor. Dijitalleşme ve İletişim, İnternet ve sosyal medya sayesinde sivil toplum örgütleri küresel ölçekte seslerini duyurabiliyor, kampanyalarını sınır ötesine taşıyabiliyor. Nitekim Gazze’de yaşanan İsrail katliamlarına karşı tüm dün-yada sosyal medya aracılığı ile organize tepkiler oluştu.

Küreselleşme tabana doğru yansırken işin gerçeği zengin ile fakir arasındaki uçurumu da büyütüyor. Küresel sermaye büyük şirketlerin lehine gelişmeye devam ediyor. Üretim ucuz iş gücü olan ülkelere kaydırıldığı için gelişmiş ülkelerde işsizlik artıyor. Küresel markalar küçük işletmeleri rekabet dışı bırakıyor. Yerel gelenekler, diller ve sanatlar küresel kültürün baskısı altında kaybolma riski taşıyor. Tek tip yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıkları yaygın-laşıyor; kültürel çeşitlilik azalıyor. Artan üretim ve tüketim, su, enerji ve maden kaynaklarını hızla tüketiyor. Küresel ticaret ve taşıma-cılık çevre kirliliğini ve iklim krizini derinleştiriyor.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde çevre koruma önceliği geri plânda kalıyor. Çok uluslu şirketler ve küresel örgütler, devletlerin karar alma süreçlerini etkiliyor. Ucuz iş gücü arayışı, işçi haklarının ihlal edilmesine yol açıyor.

Küreselleşme karşıtı protestolar, adaletsizliklere tepki olarak ortaya çıkıyor. Amma sonuçta kaybeden hep Hoca oluyor. 
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —