Toplumsal anlayışta bir kişinin namaz kılan, oruç tutan birisi, güvenilir olarak değerlendirilir. Ama ne yazık ki namaz kılıp, oruç tutanlardan bazılarının insanları kandırdıklarına da rastlanabilmektedir. Çünkü ibadetler yalnızca Mü'minler değil, münafıklar tarafından da yerine getirilmektedir (Örneğin Kur'an, Nisan [4] 142). Bu nedenle insani ilişkilerde ölçü ibadetler değil, akılcı ve güveni sağlayıcı uygulamalardır.
İşin ilginç tarafı bu münafıklar Rasulullah'ı bile kandırabilmişler. Bunlar dindarlıklarını öyle ileri boyutta abartmışlar ki nebimiz bile onlara hayranlık duymuş:
"Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuş turmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol..." (Kur'an, Münafikun 63 4).
Bundan dolayı din adına özellikle de ibadetlerle insanları kandıran münafıklar eskiden de vardı, şimdi de vardır. Bir Mü'min, özellikle insani ilişkilerinde buna hep dikkat etmek durumundadır. Bu tür münafıkların aldatmalarına karşı en etkili yöntem, onların eylem ve söylemlerini Kur'an ve aklın ilkelerine göre değerlendirmektir. Bunlara aykırı şeyler sergileyenlerin dindarlık gösterileri ve söylemlerinin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Din adına kandırılmamak için bu prensip son derece önemlidir.
Yazımızı son olarak, örnek bir devlet yöneticisi olan Halife Ömer'in sözleriyle bitirelim:
“İnsanın ağzının laf yapmasına aldırış etmeyin. Kim emaneti koruyor ve insanların namusuna saygı duyuyorsa ona değer verin ve işte insan olan odur.
Kişinin, namaz ve orucuna değil, onun aklına ve sadakatine bakın. Ben hakkınızda imanını ortaya koyan Mü’minden ve küfrünü ortaya koyan kâfirden korkmam. Lakin imana bürünmüş münafıktan ve onun başkası adına çalışmasından korkarım.”
Halife Ömer
Ali Muhammet Sallabi, Hz. Ömer, çev. Mehmet Akbaş, İstanbul 2008, s. 179'dan naklen: Mehmet Azimli, Dört Halifeyi Farklı Okumak-2 Hz. Ömer, 5. bsk., Ankara Ocak 2017, s. 53.