Son dönemde okullarda meydana gelen silahlı saldırılar hepimizi derinden yaraladı. Akran zorbalığı bu örneklerle çok tehlikeli bir boyuta ulaştı. Ancak unutmamak gerekir ki arabanın ön tekerinin geçtiği yerden arka tekerde geçer. Sorumluluğu sadece dijital dünya bağımlılığı ile açıklamak veya sadece ailelere yüklemek yetersiz bir bakış açısıdır. Toplum olarak çocuklara, gençlere ne kadar doğru rol model oluyoruz. Haber kanalları ve sosyal medya her gün cinayet haberleri veriyor. Hırsızlık, rüşvet, çeşitli yollarla soygun gün geçmiyor ki yaşanmış olmasın. Gayri meşru evlilikler veya ilişkiler aile düzenlerini bozuyor. Tüm diziler silah ve mafya görüntülerinden geçilmiyor. Bu görüntüler, gençlerin bilinçaltında “normal” davranış modelleri gibi yer edinebiliyor. Akran zorbalığının silahlı saldırılara kadar varması, aslında toplumun rol model krizinin bir yansımasıdır. Çocukların ve gençlerin yaşadığı şiddet olaylarını yalnızca bireysel hatalara ya da dijital bağımlılığa indirgemek, büyük resmi görmemizi engelliyor; yani toplumun genel davranış kalıpları, gençlerin dünyasında da yankı bulur.
Son dönemde okullarda meydana gelen silahlı saldırılar ve akran zorbalığının artışı, yalnızca bireysel sorunlar olarak değil, toplumsal değerlerin dönüşümü bağlamında ele alınmalıdır. Çocuklar ve gençler, toplumun kültürel ve ahlaki kodlarını yansıtan birer aynadır. Dolayısıyla, medya, aile, eğitim kurumları ve sosyal çevre tarafından sunulan rol modeller, gençlerin davranış biçimlerini doğrudan şekillendir.
Okullarda öğrenciler geleceğe dönük sınav stresinin altında öğretim ağırlıklı çalıştırılırken, eğitim boyutu ihmal edilmektedir. Öğretmenler, aileler, medya ve toplum önderleri; gençlere dürüstlük, sabır ve duygudaşlık gösterecek davranışlar sergilemeli. Rol model sorumluluğumuz güçlendirilmeli.
Medyada reyting uğruna kültürümüzü ve ahlakımızı zedeleyen yapımlar yerine, dayanışmayı ve başarıyı öne çıkaran yapımlar desteklenmeli. Silaha dayalı mafya dizileri toplumda meşru olmayan yollarla elde edilen güç ve kazanç örnekleri, sunmaktan vazgeçilmeli.
Toplumsal değerleri sıkça vurgulayan, sevgi ve saygı kültürü yeniden canlandıran etkinliklerle bu değerleri gençlerin içselleştirmesi sağlanmalı.
Yaşanan bu olumsuzluklar hepimizin elimizi taşın altına koymamızı gerektiriyor. Gençlerin şiddet ve zorbalık davranışlarını önlemek için yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de sorumluluk alınmalıdır. Medya içeriklerinin yeniden düzenlenmesi, ailelerin ve eğitim kurumlarının etik değerleri ön plana çıkarması, toplumsal rol modellerin dürüstlük, duygudaşlık ve dayanışma üzerine kurulması gerekmektedir. Çocuklar ve gençler, toplumun geleceğini şekillendiren en önemli aktörlerdir; dolayısıyla onlara sunu-lan rol modeller, toplumun yarınını belirleyecektir.