“Eğitim ailede başlar” sözü, sadece bir temenni değil; toplumsal bir gerçeğin ifadesidir. İnsan, hayata dair ilk bilgilerini ve değerlerini ailesinde öğrenir. Bu yolculukta en belirleyici rol ise annelere aittir. Çünkü çocuk, konuşmadan önce görerek; öğüt dinlemeden önce örnek alarak öğrenir.
Geçmişte aile yapımız, değer aktarımında daha güçlü bir zemine sahipti. Zamanla bu denge zayıfladı. Bugün yalnızca biyolojik bağın, sağlıklı nesiller yetiştirmek için yeterli olmadığı açıkça görülüyor. Bu sebeple ailede başlayan eğitimin, bilinçli ve nitelikli bir şekilde desteklenmesine ihtiyaç var-dır.
Din eğitimi de bu destek alanlarının başında gelmektedir. Ailede atılan temelin; okul, sosyal çevre ve dinî eğitimi tamamlayan müesseselerle güçlendirilmesi büyük önem taşır. Bu süreç, yalnızca bilgi kazandırmayı değil; ahlâk, sorumluluk ve iç disiplin geliştirmeyi de hedeflemelidir. İnançla hayat arasındaki bağın sağlıklı kurulması, ancak böyle bir bütünlükle mümkündür.
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, anneliğin taşıdığı sorumluluğu şu derin ifadeyle hatırlatır:
“Biz insana anne babasıyla ilgili öğütler verdik. Annesi, güçten kuvvetten düşerek onu karnında taşımıştır,” (1)
Bu ayet, anneliğin sadece şefkatten ibaret olmadığını; sabır, fedakârlık ve emekle örülü bir sorumluluk olduğunu açıkça ortaya koyar.
Nesillerin yetiştirilmesinde annelere verilen bu öncelikli rol, aynı zamanda büyük bir değerin de ifadesidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) anneliğin bu konumunu şu sözleriyle taçlandırmıştır:
“Cennet, annelerin ayakları altındadır.” (2)
Bu değer, annelerin toplumun en etkili eğiticileri olmasından kaynaklanır. Bir çocuğun vicdanı, merhameti, ölçüsü ve sorumluluk bilinci; büyük ölçüde annesinin hâli ve yaklaşımıyla şekillenir.
Tarih boyunca güçlü şahsiyetlerin arkasında, şahsiyeti sağlam anneler vardır. Peygamber Efendimiz’in hayranlıkla andığı Hz. Hatice validemiz, dirayeti, vefası ve duruşuyla bu bilinçli anneliğin en güzel örneklerinden biridir. Bu sebeple “Salih bir anne, en güzel muallimdir.” sözü, sıradan bir ifade değil; toplumsal bir hakikattir.
Anneler nasıl yetiştirilirse, toplum da o istikamette şekillenir. Eğer ahlâkı güçlü, merhameti canlı, sorumluluk sahibi bir nesil arzu ediyorsak; annelerin eğitimine, manevî gelişimine ve bilinçlenmesine yatırım yapmak zorundayız.
Çocuklar bize emanet. Bu emaneti layıkıyla taşıyabilmenin yolu; onların gönüllerini değerlerle, ahlâkla ve sahih bir din anlayışıyla buluşturmaktan geçiyor. Ailede başlayan bu yolculuğun, doğru ve dengeli biçimde desteklenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü anneden başlayan eğitim, sadece bir bireyi değil; bir toplumun yarınını inşa eder.
Kaynakça :
(1) Lokmân, 14.
(2) Nesâî, Cihâd, 6.