
Kültür, bir toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin toplamıdır. Bu değerler, bir toplumu diğer toplumdan ayıran özgünlüğün bir ifadesidir. Kültürü oluşturan her unsur, kaynağını aynı zamanda sosyal yapıyı oluşturan sözel ve yazılı ürünlerden alır. Bu ürünler, örgün olmayan bir eğitim sistemi oluşturarak genelde bir milletin, özelde ise bireyin kendi geleneğinden haberdar olmasını sağlar.
Aslında bu noktada kültürün iki yönü öne çıkıyor: maddi ve manevi değerler. Maddi değerler; sanat eserleri, mimari, giyim, yemek gibi somut unsurları içerirken; manevi değerler ise dil, inanç, gelenek, ahlak kuralları gibi soyut unsurları kapsar. Bu ikisi birlikte bir toplumun kimliğini oluşturur.
Kimlik, topluma özgünlük kazandırır, bireylerin aidiyet duygusunu güçlendirir. Yazılı ve sözlü ürünler aracılığıyla kuşak-tan kuşağa aktarılır. Örgün olmayan bir eğitim sistemi gibi çalışarak bireyin kendi geleneğini öğrenmesini sağlar. Ortak değerler sayesinde toplumda uyum ve düzen sağlanır.
Kullandığımız dil hem iletişim aracı hem de kültürün taşıyıcısı olarak önemli bir işleve sahiptir. Masallarımız, türkülerimiz, atasözlerimiz kültürün manevi yönünü yansıtır. Dini ve milli günlerimiz, bayram kutlamalarımız, düğün ritüellerimiz vb. kültürümüzün sosyal yapıya nasıl yön verdiğini ortaya koyması bakımından çok önemlidir.
Kültür, okulda ve okul dışında da bireyi eğitir; ailede, sokakta, toplum içinde sürekli öğrenilen bir şeydir. Kapalı toplumun kendi içinde oluşturduğu kültürel değerler daha statik özelliklere sahiptir. Ancak günümüzde teknoloji, göç, ticaret vb çok boyutlu küresel ilişkiler kapalı toplumları açık hale getirmiştir. Teknoloji, İnternet, yapay zekâ ve sosyal medya sayesinde kültürler artık çok daha hızlı etkileşime giriyor.
Bu etkileşimlerin sonucunda farklı kültürlerin birleşmesiyle yeni sentezler ortaya çıkıyor ve melez kültürler oluşuyor. Toplumlar arası iletişim ağının, özellikle cep telefonları ve sosyal medya aracılığı açık toplum sürecini geliştirmesi ile fikirlerin serbestçe dolaştığı, eleştirinin suç değil değer olarak görüldüğü toplumsal yapılar ortaya çıktı. Toplumların dış dünyayla etkileşime açık hale gelmesi yeniliklere ve farklı kültürlere daha kolay uyumunu ortaya çıkarırken popülist yaklaşımlara yakalanan gençlerde özenti davranışlar bocalamara yol açmaya başladı.
Aslında kültürler arası etkileşim, bir toplumun kendi kimliğini korurken aynı zamanda yeni unsurları benimsemesini sağlar. Ancak bu dengeyi kurabilmek, kültürel gelişimin en kritik noktasıdır. Dengeyi kuramadığımızda, doğru kültürü aktaramadığımızda hoşa gitmeyen davranışlar hepimizi rahatsız eder.
********************