Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Mustafa KAYA

Mustafa KAYA

Tarih: 14.11.2023 21:05

DRAM, ACI VE KEDER - 3 -

Facebook Twitter Linked-in

               “Dünya tuhaf bir yer,

               Biri acı çeker.. diğeri onun fotoğrafını çeker.

               Ve milyonlarca insan sadece izler.”                        Can YÜCEL

               “ Kalmışım ara yerde tozdayım, dumandayım,

               Kirli bir mekandayım, iğrenç bir zamandayım.” Abdurrahman KARAKOÇ

               Ve Mescid-i Aksa şairi Mehmet Akif İNAN’ın;

               “Şimdi kimsecikler varmaz yanıma

               Mü’minde yoksunum, tek ve tenhayım,

               Rüzgarlar silmez gözyaşlarımı,

               Çöllerde kayıp bir yetim vahayım.”

               Dizeleri ile üstadlar, dünyanın bu acımasız işkenceye bakışını, dünyanın ezici çoğunluğunun Filistin ve Kudüs meselesine bakışının yüzyıllık fotoğraflarını çekmişler sanki. Çocukların ve kadınların ağır bombardımanlarla katledildiği ( bilinçli olarak öldürüldüğü ) ve dünyanın izlemekle yetindiği yaklaşık 100 yıllık dram. Ses duvarlarının aşıldığı bu çağda acı duvarlarını da aşmayı başarabildiğimiz, insana insanın işkencesini, hayvana hayvanın hayvanca eziyetinden kat be kat fazla  reva gördüğü veya olayı diğer insanların  umursamadığı bir çağdayız maalesef. Bu Filistin davasındaki İsrail’in soykırımını, dram olarak nitelen dirmenin bile dünyanın gözünün içine baka baka işlenmesi dolayısı ile  dramatik hal aldığı zamandayız.

               Olayları Hamas’ın yaptığı başlangıç noktasına çekip, kendini avutmaya çalışan ve böylelikle işin içinden sıyrılmaya çalışma çabasında olan iki farklı zihniyetten bahsetmek isterim.               Birincisi; Filistin halkının İslam’ın da kutsal kabul ettiği topraklar adına yaptığı mübarek topraklardaki kurtuluş savaşını ve bu uğurdaki mücadelesini,  Arap - Yahudi veya Filistin - İsrail çekişmesi olarak gören ve görmek isteyen zihniyet. Bencillik duygusunu ırkçılıkla örtmeye çalışarak, tarihimizden, kültürümüzden habersiz, ben merkezli hareket eden bir zihniyet. Geçmişi 150 yıllık olmasına rağmen zihniyet olarak kendisini bu topraklarda ve bu coğrafyada 1000 yıllık olarak gören zihniyet. Diğer tüm yaklaşımları, düşünceleri vatana ihanet gibi gören ve gösteren bir zihniyet. Ve bazılarında, düşüncelerini gizlemeye çalışsa da illa açığa çıkan din düşmanlığını belli eden zihniyet.

               İkincisi; art niyetli olmamasına rağmen bilinçsizce ve hâkim medya kültürünün 100 yıldır kayığına binerek düşünen insanlarımızdır. Artık inkar edilemeyecek şekilde bilinçlerimizin –bizi bizden uzaklaştırmak için her kılığa giren etki alanları ile içine sinsice yerleştirilen kapitalist, “neme lazımcı” ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncı” bir zihniyet. Her ne kadar birincisi kadar tehlikeli olmasa da batı hayranlığının, batıya aşık olmaya ve batıya uşak olmaya götürmesi mutlak bir zihniyet. 

               Yukarıda saydığım iki zehirli akıma, insan olarak, mantıksal yaklaşarak, dini ve milli duygularımızla hareket ederek verilecek cevaplarımı aşağıya sıraladım. Üşenmeyin de bir okuyun isterseniz;

               1. İnsan olarak düşünürsek; bir insan topluluğunun başka bir insan topluluğuna, topraklarını  almak için sırf askeri  üstünlüğüne dayanarak yıllarca işkence etmesi ve soykırıma tabi tutması sizi rahatsız etmiyor mu? Beni insanlığımdan utandırıyor da ondan sordum.

               2. Mantıksal olarak düşünür isek; güçlü ve organize olmuş ( birleşme sebebi ister dini duygular ve isterse menfaat ortaklığı olsun ) düşman veya düşmanlara karşı parça parça olmuş, birleşti ğinde ve bütünleştiğinde rahatça savunma yapabilecek olmamız, Filistin’i ve davasını savunmamızı gerektirmiyor mu? Sıradaki düşmanın biz olduğunu ve sıranın bize geleceği de aşikarken …

               3. Milletimiz olarak; batının bu zamana kadar bizim için ne zaman iyilik düşündüğünü gördük ki, israil’i desteklerken bizim hayrımızı istesin? Osmanlı gibi dünyayı yöneten bir devletin mirasçısı millet olarak bizi parçalayan, yok etmeye çalışan ve tarih sahnesinden silme girişiminde bulunan Avrupa ve Amerika’nın bizi şu an sevdiğini düşünmek gaflet değil midir? Bu koca devleti son yüz yılı hariç olmak üzere adaletle ve şefkatle yöneten, 72,5 milleti merhametle idare eden ecdadımızın, Kudüs’ü ve çevresi mübarek Mescidi Aksayı zerre kan dökmeden yönetmesi bizi oraya varis kılmaz mı? Mescid-i Aksa kanı-mızın son damlasına kadar savunduğumuz, uğruna binlerce şehit verdiğimiz ve son Osmanlı askerinin daha 10-15 yıl öncesine kadar nöbetini terk etmediği bir mekanımız değil midir?

               4. Bir Müslüman olarak hareket etmemiz gerekir ise; Mescd-i Aksa ilk kıblemiz ve miracın durağıdır. Hz. Peygamberin kutsal olarak nitelendirdiği üç mescitten biridir. Kabe ve Mescid-i Nebi’den sonra namaz sevabının en bol olduğu yerlerden biridir Mescid-i Aksa. Orada evleri ellerinden alınan, toprakları işgal edilen, yurtların dan sürülen ve son tahlilde soykırıma uğrayan Filistinliler sadece Arap değil aynı zamanda Müslüman din kardeşlerimiz değil midir? Hem Allah’a ve Resul’üne iman edip inandığı peygamberi Arap olan milleti Arap olmaları hasebiyle dışlamak ve onlara yapılan zulüm için “bize ne onlardan” demek dinen uygun mudur? “Araplar bizi arkadan vurdu” cümlesi için geçen hafta konuşmuştuk ama velev ki öyle olsun, günah işleyen dedelerinin yüzünden torunlarına duyarsız kalmak doğru mudur? O yanlış ise bu yanlış değil midir?

        Allah zalimi sevmediği gibi “amalı, fakatlı, lakinli”  rıza göstereni de sevmeyecektir. Ve elbette zulüm payidar kalmaz. Çünkü mazlumun ahı bile zalimi hüsrana uğratmaya yetecektir. Kahrolsun zalimler ve zalimlerle beraber hareket edenler.

               Kalın sağlıcakla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —