17 Mayıs, yüksek tansiyonun yol açabileceği sağlık sorunlarına dikkat çekmek, toplumda farkındalık oluşturmak, erken teşhisin önemini vurgulamak ve hipertansiyona bağlı gelişebilecek olumsuz durumların önüne geçmek amacıyla “Dünya Hipertansiyon Günü” olarak anılmaktadır.
18 yaş üzerindeki kişilerde, hekim tarafından standart koşullarda yapılan ve tekrarlanan poliklinik ölçümlerinde, büyük tansiyon olarak bilinen sistolik kan basıncının 140 mmHg’nin, küçük tansiyon olarak bilinen diyastolik kan basıncının ise 90 mmHg’nin üzerinde olması hipertansiyon olarak tanımlanmaktadır.
Her yaşta görülebilen yüksek tansiyon, yetişkin ve hasta bireylerde görüldüğü gibi çocuklarda da yüksek tansiyon görülmektedir. Çocuklarda yüksek tansiyonun birçok nedeni olabilir. Üç yaşından itibaren tüm muayenelerinde çocukların tansiyonunu ölçtürülmelidir.
Ülkemizde yapılan araştırmalara göre, hipertansiyonun 15 yaş üzerindeki bireylerde görülme sıklığı yüzde 16,1 olarak belirlenmiştir. Erişkin nüfusta ise yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır. Hastalığın görülme oranı, ilerle-yen yaşla birlikte artış göstermektedir.
Belirtileri
Hipertansiyon, uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiği gibi çeşitli şikâyetlerle de ortaya çıkabilmektedir. Belirti göstermeden seyredebilmesi nedeniyle toplumda “sessiz katil” olarak da adlandırılmaktadır.
Yüksek tansiyonun en sık görülen belirtileri arasında baş ağrısı, baş dönmesi, kalp ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift ya da bulanık görme, burun kanaması ve düzensiz kalp atışları yer almaktadır.
Ancak hipertansiyon bazı kişilerde hiçbir belirti vermeden de ilerleyebildiği için düzenli sağlık kontrolleri ve taramalar, hastalığın erken dönemde teşhis edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kontrol altına alınmayan hipertansiyon, kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üze-rinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Yüksek tansiyon; inme (felç), kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, bilinç bozukluğu, görme problemleri ve damarlarda anevrizma oluşumu gibi hayati risk taşıyan hastalıkların gelişme ihtimalini artırmaktadır.
Uzun süre yüksek seyreden tansiyon, damar yapısına zarar vererek yaşam kalitesini düşürmekte ve erken ölüm riskini artırmaktadır. Bu nedenle düzenli tansiyon kontrolü ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır.
Tedavisi
Hipertansiyon hastalarında yaşam tarzı değişiklikleri, tedavinin temelini oluşturmakta olup hastalığın her döneminde büyük önem taşımaktadır. Yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra hekim kontrolünde takip ve gerektiğinde medikal tedavi uygulanmalıdır.
Sağlıklı kiloya ulaşmak, tütün ürünlerini bırakmak, düzenli egzersiz yapmak ve tuz tüketimini azaltmak tansiyonun kontrol altına alınmasına önemli katkı sağlamaktadır.
Hipertansiyondan
Korunma Yolları
• Düzenli tansiyon ölçümü yapmak veya yaptırmak (erken teşhis için)
• Sağlıklı ve dengeli beslenmek (sebze ve meyve ve düşük yağ içerikli beslenme)
• Sağlıklı kilolara ulaşmak
• Düzenli fiziksel aktivite yapmak
• Tuz alımının günlük 5 - 6 gr (günlük 1 çay kaşığı) düzeyine kısıtlanması önerilir
• Tütün ve alkol kullanımından uzak durmak
Hipertansif kişilerin
dikkat edecekleri
Hipertansiyon hastalarının yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerekmektedir. Öncelikle doktor tarafından önerilen ilaç tedavisi düzenli olarak kullanılmalı ve kontrolsüz ilaç bırakılmamalıdır.
Tuz tüketimi sınırlandırılmalı, dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları benimsen- melidir. Düzenli fiziksel aktivite yapılması, ideal kilonun korunması ve sigara ile alkolden uzak durulması büyük önem taşı-maktadır.
Ayrıca stres yönetimine dikkat edilmeli, düzenli tansiyon ölçümleri yapılmalı ve doktor kontrolleri aksatılmamalıdır. Bu önlemler, hipertansiyonun kontrol altında tutulmasına ve olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmaktadır.