

Yıllar önce Demirci’den eğitim almak için ayrılan dünya sanatının önemli kentlerinde sergiler açan hemşehrimiz İsmail ÇEŞMECİ ile sanatı üzerine bir söyleşi yaptık. Öyle ki sohbetimiz; çocukluğundan bugünkü sanat ortamına, resme dair düşüncelerine kadar uzandı.
İsmail ÇEŞMECİ, Demirci’ye olan özlemini ve duygularını sanatında renklerle dile getirmiş. Ülkemizin tanıtımında sanatı ile ilçemizden söz ettirerek çalışmalarında özgün bir çizgide ilerleyerek bugünlere gelmiş. Bizler bu çalışmayı hazırlarken çok keyif aldık. Siz okuyucularımızın da okurken kendine dair birçok detayı sorgulayacağınızdan eminiz. Sizleri pandemi döneminde harekete geçirecek, yeteneğinizin olduğu alanda yapacağınız çalışmalara bakış açınızı değiştirecek kadar etkileneceğinizi düşünüyorum. Çocukların, gençlerin, ailelerin, öğretmenlerin kısacası herkesin dikkatle okuması gerekiyor ki yeteneklerin başarı hikâyesinde sizler de bir gün kahraman olabilesiniz... Sanatçının enerjisinin sizlere de geçtiğini göreceksiniz.
- Bizlere kendinizi tanıtır mısınız İsmail ÇEŞMECİ kimdir?
- Demirci de 1955 yılında doğdum. Bakkal Şerif ÇEŞMECİ’nin oğluyum. İlk ve orta tahsilimi Demirci de tamamladım. Ege Üniversitesi işletme Fakültesi’nden 1978 yılında mezun oldum. Çeşitli özel sektör ve kamu kuruluşlarında çalıştım. Uzun yıllar müfettişlik yaptım. 2017 yılında Başkanlığını yaptığım Botaş Finasman ve Muhasebe Dairesi Başkanlığı’ndan emekli oldum.
- Sizin resim yapma serüveninizi çok merak ediyoruz. Ressam olmak fikri sizde nasıl gelişti?
- Resim yapmaya küçük yaşlarda başladım. İlk resmim ilkokul öğretmenim Rahmetli Raşit ŞAHİN tarafından panoya asıldı. İlk yağlı boya resim tekniğini Lise yıllarımda öğretmenim Ali EROĞLU Beyden öğrendim. Gençlik yıllarımda çeşitli dernek ve kuruluşlara resimler yaptım. 9 Şubat 2001’de ilk resim sergimi açtım. Bu arada Karaçay Cumhuriyetinden, Stalingrad Güzel Sanatlar Akademisi mezunu Ressam Hızır TEPPEEV ile tanıştım. Ondan özel dersler almaya başladım. Bu güzel insan bana resim sanatının inceliklerini aktardı. Kendisini 3 Mayıs 2016 tarihinde kaybettik. Allah rahmet eylesin.
23 Ocak 2004 tarihinde ikinci, 27 Nisan 2005 tarihinde üçüncü, 03 Mayıs 2007 tarihinde dördüncü, 27 Mayıs 2009 tarihinde beşinci sergimi açtım.18 Ekim 2010 tarihinde altıncı, 18 Mart 2013 tarihinde yedinci, 21 Mayıs 2015 tarihinde sekizinci, 24 Kasım 2015 tarihinde dokuzuncu, 30 Mayıs 2016 tarihinde onuncu, 25 Şubat 2019 tarihinde on birinci sergimi açtım.
2002 - 2004 - 2007 yıllarında 5. 7. Ve 8. Uluslar arası Türk Dünyası karma resim sergilerine, 19 Kasım 2014 tarihinde Paris’te açılan TURKUAZ adlı karma resim sergisine katıldım.
- Resme başladığınız yıllar gerçekten toplumsal sanat bilincinin oluşmadığı yıllara dayanıyor ailenizin tavrı ne olmuştu?
- Ailemin her konuda destek ve teşvikini gördüm. Onlardan Allah razı olsun. Kabirleri cennet olsun. Bazı yakınlarım resim yapmanın günah olduğunu, bunun hesabını veremeyeceğimi söylüyorlardı. Bu telkinler bir mühlet beni bu çalışmalarımdan alıkoymadı diyemem…
- Demirci konulu resimler yapıyorsunuz eski mahalle kültürleri, Demirci’nin eski yapıları, sokakları, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatlar o yıllar adeta resimlerinizde canlanıyor. Bu çalışmalarınız oluşurken geçmişe duyulan özlemin yarattığı duyguların eserlerinize yansıması diyebilir miyiz?
- Üniversite tahsilime kadar Demirci’de yaşadım. O güzel taş duvarlı ahşap evlerin arasındaki sokaklarda koşuşturdum. Çocukluğumda başta demircilik olmak üzere bakırcılık, nalbant, semerci gibi kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları görüp tanıma imkânı buldum. Bazı günler arkadaşlarımla demirciler çarşısına gider; çekiç, balyoz sallayan demir döven ustaların kollarındaki pazularını seyreder kimin daha güçlü olduğunu tartışırdık. O zamanlar demirciler çarşısında tahminen 70 - 80 dükkân vardı. Demircilik geçerli meslekti. Yaz tatillerinde halıcı, semerci, demirci gibi meslek ustalarının yanında çıraklık yapardık. Ustaların çalış maları esnasında aletlerinin çıkardıkları ritmik sesler hâlâ kulaklarımda çınlar. Demirci’nin Safranbolu, Kula, Birgi, Cumalıkızık, Beypazarı evlerini aratmayacak evleri deprem ve yangınlarda, el zanaatları da gelişen sanayi ile yok oldu. Şimdilerde demirci dükkânı var mı bilmem… İçinde kocaman yürekleri barındırmış küçücük bağ evleri, harman yerlerinde düven süren insanlar, düvene binen çocuklar, halı dokuyan analarımız ve genç kızlar yok artık. Çocukluğumdan kalan bu güzellikleri resimlerime taşıyarak sizlerle ve gelecek nesille paylaşmak istedim.
Demirci Kaymakamımız Adem KAYA’nın özverili çalışmaları ile Hükümet binasında oluşturulan “Demirci Akıncıları Kahramanlık Köşesinde” orijinal tablosu bulunan, Demirci Akıncıları Derneği’nde replikası sergilenen çalışmalarınız çok özel. Demirci’nin tarihini tek bir tuvale sığdırabilecek kadar etkili bir eser ortaya çıkmış. Hangi duygular içerisinde yapıldı eseriniz merak ediyoruz.
- Akıncılar Derneği’ndeki tablonun adı “Kuruluş” orijinali Ankara Ticaret Odası koleksiyonunda, Kaymakamlığın Kahramanlık köşesindeki tablonun adı “İbrahim Ethem ve Demirci Akıncıları”. Kıymetli Öğretmenimiz Hüseyin KINCI ile; Akıncılar Derneği kurulunca konuşuldu bir kompozisyon yapılması gerekiyordu ve ortaya bu tablo çıktı. Tabi ki İstiklâl Harbini ve İbrahim Ethem Beyin hatıralarını okumuş kişilerin Milli heyecanını tarif etmeye gerek yok sanırım. Bu vesileyle başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa ve İstiklâl Savaşı kahramanlarını şükranla anıyorum.
- Açtığınız sergilerinizde resimlerinizin ziyaretçilerinizde yarattığı etkileri sınırsız. Resimleriniz için neler söylemek istersiniz?
Sergilerde ilginç diyaloglar ve duygulu anlar da yaşanıyor. Bazı büyüklerimizin gözyaşlarını tutamadıkları da oluyor. Ben her sergide; sergi hatıra defterindeki notlardan; esinlenerek toplumun etkilendiği konulara bakarak tablolarımı yapıyorum. Sergilerimde de önceki sergi notları köşesi hazırlıyorum. Bunlardan bir kısmını size göndereceğim, değerlendirmesi size ait… İnsanın kendini değerlendirmesi biraz zor. Benim için sergi ziyaretçi defterindeki notlar ve sanatçıların değerlendirmesi önemli. Rahmetli kardeşim ve üstadım Hızır Beyin bir sergi kataloğu için şahsım için yazdığı notu size aktarmak isterim. “Bu ülkede çalıştığım insanlar arasında İsmail ÇEŞMECİ özel bir yere sahiptir. Tüm boş vaktini resme harcayan ender kişilerden biridir. Benim gibi çocukluğun izlenimlerine sadık kalan bir insan, benim için çok ilgi çekicidir. Bu kişide fikirdaşımı buldum. Bu kişi; hayatta insan ruhunun erişebileceği en yüksek zirvelere ulaşabilecek biridir. Ülkesini ve insanlarını bu kadar seven kişi çok enderdir. Hoca olarak bu adama hayranım. Ellerinize sağlık İsmail Bey, tebrikler”
Sergi notları arasında Fransız bir çift Rosalina-Yues, sergimi gezmiş ve sergi hatıra defterine şu notu düşmüşler (tercüme) “Kendilerine İstanbul’dakinden çok farklı ama çok güzel ve çok insani olan Türkiye’nin başka bir cephesini gösteren İsmail Çeşmeci’nin eserlerindeki niteliği ve insanlığı takdir ettiler” bu notlar resimlerimin değerlendirilmesi ve topluma etkisi açısından çok önemli…
- Resimlerinizde renklerin önemi çok büyük. Eserlerinizde yaşamı sorguluyorsunuz ve renkler de size hizmet ediyor, renklere olan bu tutkunun kaynağı nedir? Neler gizli renklerinizde?
- Renkler Anadolu’nun geleneksel renkleri, Türk kültürünün cümbüşü, resimlerdeki konularla harmoni oluşturunca ruhumuzu okşuyor. Bizde onları yerine göre kullanmaya gayret sarf ediyoruz.
- Lise yıllarınızda resim öğretmeniniz Ali EROĞLU’ndan yağlı boya resim yapmayı öğrenmişsiniz. Bu alanda ilerlemeye öğretmeninizin yönlendirmesiyle mi karar verdiniz. Yeteneğinizi ortaya çıkaran biri var mı? Yoksa bu seçim tamamen kendi çabalarınızın sonucu mu?
- Bu konuda Allah vergisi bir yeteneğim vardı. Ama sergi açma işi arkadaşlarımın teşviki ile oldu. Ben sergi açmadan önce iki üç yılda bir resim yapardım. Bir gün bir arkadaşımın eşi resim öğretmeni; kızının üniversiteye kaydı için Ankara’ya geldi ve evimize misafir oldu. Evimin duvarlarında asılı tablolarımı görünce çok etkilendi ve sergi açmam gerektiğini ısrarla söyledi. Daha sonra tablolarımdan bir kaçını “Gözde Sanat Evi” sahibesi Gözde Hanım’a götürdüm; değerlendirmesini istedim. Oda çok beyefendi ve kendi tarzım olduğunu, çalışmalarımı hızlandırıp kendi galerisinde sergi açabileceğimi söyledi. Bu teşvikler beni kamçıladı ve 9 Şubat 2001 tarihinde ilk sergimi açtım. Var olan temel, üzerine gayret ve teknik bilgilerle desteklenince daha da güzellikler ortaya çıktı. Ben 1973 yılında İstanbul Üniversitesi Beşiktaş Güzel Sanatlar Akademisine kayıt olmak için İstanbul’a gittim. Sabah otobüsten indiğimde sanki gök yarılmışçasına yağmur yağıyordu. Okula ön kaydın son günü idi. Okula varıncaya kadar öyle ıslandım ki paçalarımdan su damlıyordu. Kayıt kuyruğu çok uzundu. Hava soğuktu. Sırada benim gibi ıslanmış Aydın ve Nazilli’den gelmiş 5 - 6 arkadaş daha vardı. Onlar yakında bir Avcılar Kulübü olduğunu, biraz ısınmamız gerektiğini aksi halde hasta olacağımızı söylediler. Kulübe gittik, oradaki görevli, bir elektrik ocağı yakarak ısınmamızı sağladı ancak okul kayıt sırasının çok uzun olduğu gerekçesi ile birbirimizi ayartarak kayıt olmadan memleketlere geri döndük. Böylece güzel sanatların akademik tahsili başlamadan bitiverdi.
- Örnek aldığınız etkilendiğiniz ressamlar var mı?
- Ahmet Hamdi Bey, Caravaggio, Rambrandt, Rubens ,Leonardo da Vinci, Velazquez, Monet, İvan Ayvazozovski diyebiliriz.
- 2002 - 2004 - 2005 yıllarında açılan Uluslar arası 5. 7. ve 8. Türk Dünyası Karma Resim Sergilerine, 19 Kasım 2014’te Paris’te yapılan “TURKUAZ” adlı karma resim sergisine katıldınız. Sanatınızda dünya ölçeğinde üretmek ve kabul görmek, çizgi yakalamak adına çabanız oldu mu? diye soracaktık ama sanatınızı uluslar arası resim sergilerine de taşımışsınız tebrik ediyoruz. Demirci’den Paris’e uzanan bir başarı hikâyesi bile diyebiliriz. İlçemizde yetişen sayısız başarı var sizce başarının sırrı nedir?
- Ahlak , sebat, sabır ve çok çalışmak .
- “Sanat insanı sadece mutlu etme aracı değildir. Sanat toplumlara yön verebilir kitlelere farkındalık kazandırabilir”. Sanatın insan üzerindeki gücünden birkaç kelime ile bahseder misiniz?
- Akıncılar Derneği’ndeki tablo için tarihçi bir hoca; “3000 yıllık Türk tarihini bir metrekareye sığdırmışsınız” yorumunda bulunmuştur. Bu yorumdan görüleceği gibi görsel sanatlar insanı bir anda etkileyebiliyor. Yine bir ziyaretçi sergi defterine “sanatçılar Allahın yeryüzündeki ya sani ismiyle ile tecelli ettiği değeri ölçülemeyecek değerlerdir” notunu düşmüştür.
- Sizce iyi bir ressam olabilmenin olmazsa olmaz kuralları var mıdır?
- Bu soruyu değerlendirmek biraz zor, öncelikle çok çalışmak, iyi bir gözlemci olmak, tabi ki tanrı vergisi kabiliyet gerekli diye düşünüyorum.
- Toplumların gelişmişlik düzeyi ile sanat arasında nasıl bir ilişki var?
- Gelişmiş ülkeler ve toplumlar sanat ve sanatçıya çok değer vermektedirler. Tarihte de böyle olmuştur. Devletimizin kurucusu Atatürk; “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat sanatkâr olamazsınız.” diyerek sanata verdiği önemi vurgulamıştır.
- Çocuklarda sanat eğitiminin çok hassaslık gerektirdiğine dair yorumlarınızı okumuştum. Genellikle ana okulda başlar resim serüveni ilkokuldan sonra yerini testler, ödevler ve gündelik telaşlar alır resim yapmayı bir kenara bırakır çocuklarımız sizin fikriniz nedir bu yaptıklarımız ne kadar doğru?
- Maalesef çocuklarımız yarış atı gibi sınav, kurs koşturup duruyorlar. Onlara; güzel sanatlara da vakit ayırma fırsatı yaratmalıyız. Bu onların sağlıkları için de önem arz etmektedir. Küçük yaşlarda onların hangi güzel sanata meyli var tespit edilmelidir. Bu doğrultuda onların gelişimine yardımcı olunmalıdır.
- Eserlerinizde yaşam gerçeğini yansıtabiliyorsunuz bunu yaparken de hayata karşı olumlu bir bakış açınız var. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
- Hayata dair tecrübeler, toplum içinde yaşamak, toplumu tanımak, gelenek ve göreneklere bağlı kalmak, milletini sevmek önemli unsurlardır diyebiliriz.
- Sanatınızda dünya ölçeğinde üretmek ve kabul görmek, çizgi yakalamak adına çabanız oldu mu?
- Bunu denemedim. Ben kendi geleneklerimizi, yaşantımızı, kültürümüzü konu edindim. Dışarıda nasıl değerlendirilir bilemiyorum. Bunu zaman gösterecek. Ancak daha önce bahsettiğimiz gibi Türk Cumhuriyetleri Ressamlar sergisine üç kez Paris’te bir kez sergiye katıldım.
- Başarılara imza atmış biri olarak okuyucularımız adına soruyorum; hayata dair temel felsefeniz nelerdir?
- Çalışıp üretmek, kimseye muhtaç olmamak, imkanlar dahilinde yakınlarıma ve milletimize hizmet etmek, tabi ki sağlıklı kalabilmek temel felsefemdir. Ancak pek sağlıklı olduğumu söyleyemem. Emekli olmadan önce yürüttüğüm zor görev beni biraz etkiledi sanırım.
- Üretmek, özgürlük alanınız kimseyle paylaşamadığınız derin duyguların, özlem ve kaygıların dışa vurulduğu zamanlar… Ürettiğiniz eserler ne kadar sürede ortaya çıkıyor?
- Belli olmuyor, konunun teferruatına göre süre değişiyor. Ben genelde 3 veya 4 tuvalle işe başlıyorum, birisi kururken diğerini ele alıyorum, resim kat kat oluyor önce eskiz, ana konuyu ortaya koyan astar diyeceğimiz zemin boyası, gölgelendirme vb devam ediyor. Bu durumda en az iki ay gibi bir süreye ihtiyaç duyuyorum. Biraz detaycıyım. Naif ressamlar gurubundayım denilebilir. Bazen de çok hızlı çalışıyorum, o zaman da sabırlı olmayı çok istiyorum, acele etmeden yavaş yavaş, sindire sindire çalışmak. Sabır her şeyin başıymış.
- Eserlerinizde diğer resim çalışmaların dan farklı olarak renk işçiliği ve doku çalışması titizliği dikkat çekiyor. Çağdaş resim sanatında kendi resminizi nasıl bir yerde görüyorsunuz?
- Bu konuda bir şey söylemem doğru olmaz. Sanat tarihçilerinin, sanatçıların ve toplumun değerlendirmesi önemli.
- Anadolu’daki yeteneklere ne öneriyorsunuz? Kendilerini yeteneklerini ne şekilde değerlendirebilirler?
- Keşfedilmeyi bekleyen nice çocuğumuz vardır elbette. Bunların ortaya çıkması değerlendirilmesi öğretmenlerimiz aracılığı ile olacaktır. Okullarımızda bu konuda gerekli özen gösterilmelidir.
- Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de pandemi döneminde her alanda bir takım zorluklar yaşanıyor sizlerin kendinizi değerlendirme döneminiz oldu mu bu sürece dair ne gibi plânlar yaptınız? Pandemi sonrası için bir sergi hazırlığınız var mı?
- Pandemi döneminde bolca resim yapma fırsatı yakaladım. Evden çıkış yasağı da olunca başka yapacak bir şey yok sanırım. 14 Nisan 2020’de Manisa’da ilk defa sergi açacaktık ama Mesir Şenlikleri ve diğer faaliyetler iptal edildi kısmet olmadı. Şuan da fazlası ile sergiye hazırım. Hatta Demirci’de de ikinci defa açabiliriz.
- Emekli Öğretmenimiz Hüseyin KINCI başkanlığında kurulan “Demirci Akıncıları Derneği’nin” çalışmalarında desteklerinizi her zaman hissediyoruz. Derneğimiz adına çok teşekkür ediyoruz. Demirci Akıncıları’nın tanıtımı, Demirci’nin Kurtuluş Savaşı yıllarında yapmış olduğu mücadelenin gelecek kuşaklara ulaşabilmesi için hangi çalışmalar yapılabilir görüşlerinizi alabilir miyiz?
- Bu konuda gereken yapılıyor sanırım. Hüseyin KINCI öğretmenimin ve Demirci Akıncıları Derneği yönetiminin gayretleri her zaman takdire şayan, tabî ki. Bu süreci başlatan önceki dönem Demirci Kaymakamlarımızdan Atilla KANTAY’ın bu konudaki emeklerini de unutmamak gerekir. Şu andaki Kaymakamımız Adem KAYA Beyin de faaliyetlerini takip ve takdir ediyoruz. Bizlerin de üzerine bir görev düşerse her zaman canı gönülden hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.
- Halıkent Müstakil Bölge Gazetesi ile ilgili görüş ve önerilerinizi alabilir miyiz?
- Halıkent Müstakil Bölge Gazetesi bizim gibi gurbette yaşayanlar bakımından; gözümüz, kulağımız, memleket hasretinin ilacı gibidir. Gazete aynı zamanda köşe yazılarıyla da bir kültür hazinesidir. Memleket hasreti deyince hep Kırşehirli Ozanımız Şemsi YASTIMAN aklıma gelir. Memleket hasreti ancak bu kadar güzel ve duygulu anlatılabilir.
Esma Annemiz eşini; çok genç yaşta kaybetti, gayretiyle çalışıp eşinden kalan matbaayı ayakta tutabildi. Aynı zamanda iki can yetiştirdi. İşte bu canlar Cengizhan ve rahmetli Âli Cenap, Halıkent Müstakil Bölge Gazetesini bugünlere taşıdılar. Esma annemizin ellerinden öper, can dost Cengizhan’a sevdikleriyle birlikte sağlıklı ve başarılı ömür dilerim.
- Son olarak “Memleketiniz Demirci” desek en büyük haliniz ne olurdu küçük ama şirin ilçemize dair?
- Demirci’den tahsilim ve işim gereği 1974 yılında ayrıldım ama hiçbir zaman kopmadım. Annem ve babam rahmetli olunca memleket ziyareti eskisi gibi sık olmamakla beraber irtibatımız devam etmektedir. Demirci her türlü imkânsızlığa rağmen tatmin edici olmasa da gelişimini sürdürmektedir. Halıcılık yavaş yavaş sona ermektedir. Bunun yerini nasıl doldurabiliriz düşünmemiz, değerlendirmemiz gerekir. Bunun için çalışmalar, çalıştay yapmalıyız mahalli idareciler iş adamlarımız ve Demirci dışında başarılı olmuş iş adamlarımız ve devlet kademelerindeki hemşerilerimiz bir araya gelmeliyiz. Bu güzel söyleşi için Halıkent Müstakil Bölge Gazetesine ve Sevgi Köprüsü köşesi yazarı İlknur BURSALI’ ya çok teşekkür ediyor, yazın ve yayın hayatınızda başarılarınızın devamını diliyorum.
Bizler de hemşehrimiz, kıymetli büyüğümüz İsmail ÇEŞMECİ’ye sanat çalışmalarında başarılar diliyoruz. Bu güzel çalışmada bizimle olduğu için sonsuz teşekkür ediyoruz. Sağlıklı günlerimize geri döndüğümüzde Demirci’de açacağınız resim serginizde görüşebilmek dileğiyle.