İşsizlik, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda psikolojik açıdan da bireylerin yaşamını derinden etkileyen psikolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır.
Bunların başında özgüven kaybı gelmektedir. Özellikle aldığı eğitim alanında İşsizlik, kişinin kendini yetersiz ve değersiz hissetmesine yol açarken kişisel kimlik algısını da zedelemektedir. Sonuçta uzun süreli işsizlik, geleceğe dair umutların azalmasına ve depresif ruh haline dönüşebilmektedir. Özellikle aile sorumlulukları olan bireylerde bu daha belirgin hale gelir. İşsiz kalan kişiler, toplumsal normlar ve çevre baskısı nedeniyle sosyal ilişkilerden de uzaklaşabiliyor.
İşsizlik yalnızca bireyi değil, ailesini ve yakın çevresini de etkiler. Bu durum aile içi çatışmalara ve ilişkilerde bozulmalara yol açabiliyor. Sonuçta uzun süreli stres ve kaygı, kalpdamar hastalıkları ve bağışıklık sistemi zayıflaması gibi fiziksel sorunlara da zemin hazırladığına dair örnekler ortaya çıkıyor.
İşsizlik, bireyin kimlik algısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini zedeleyerek hem psikolojik hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Bu nedenle işsizlikle mücadelede yalnızca ekonomik değil, psikolojik destek mekanizmalarının da devreye girmesi büyük önem taşır.
İşsizlikte aslında bir çelişki de dikkatlerden kaçmıyor. Gençler iş bulamadıklarını söylerken, işverenler de çalıştıracak eleman bulamamaktan yakınıyor. Bunun birkaç temel nedeni sayılabilir.
Gençler üniversite mezunu oluyor ama piyasada aranan meslekler genellikle teknik, ara eleman veya ustalık gerektiren işler. Eğitim sistemi ile iş piyasası arasında bu anlamda ciddi bir kopukluk var.
Gençler daha iyi maaşlı, prestijli işler ararken; sektörler düşük ücretli veya ağır çalışma koşullarına sahip işlerde eleman bulamadıklarını söylüyor.
İŞKUR’un araştırmasına göre yüzlerce iş pozisyonu doldurulamıyor. Özellikle ustalık ve çıraklık gerektiren alanlarda ciddi açık var. İşverenler uzun vadeli yatırım yapmaktan çekiniyor, gençler de geleceğe dair güvensizlik yaşıyor.
Bu durum aslında “gençler işsiz, işverenler eleman bulamıyor” paradoksunun temelinde yanlış yönlendirilmiş eğitim politikaları ve düşük iş kalitesi olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Mesleki eğitim ve çıraklık sistemini güçlendirmek varken gençlerin sadece üniversiteye yönlendirilmesi yerine, meslek liseleri ve çıraklık programları cazip hale getirilmediği sürece bu sorun devam edecek gibi gözüküyor. İş dünyası ise bazı sektörlerde çözümü Bu tablo aslında “gençler işsiz, işverenler eleman bulamıyor” paradoksunun temelinde yanlış yönlendirilmiş eğitim politikaları ve düşük iş kalitesi olduğunu gösteriyor. Bu tablo aslında “gençler işsiz, işverenler eleman bulamıyor” paradoksunun temelinde yanlış yönlendirilmiş eğitim politikaları ve düşük iş kalitesi olduğunu gösteriyor. Yerli iş gücünün yetersiz veya iş beğenmeme gibi nedenlerine bağlı olarak bazı sektörlerde ithal işçi çalıştırıldığı görülüyor.
Bu sorunun kaynağını kimileri eğitim sisteminde, kimileri işverenin çalışma koşullarında görüyor. Gençlerin iş beğenmeme boyutunu da göz ardı etmemek gerekiyor. İdeal olan gençlerin sevdikleri bir işte istihdamı ideal olmakla birlikte, çalışmak için buldukları işi de severek yapmalarının özendirilmesi ve özenmesi gerekiyor.
**************************************