Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Mehmet BOZKURT

Mehmet BOZKURT

Tarih: 17.01.2020 18:34

METAMORFOZ

Facebook Twitter Linked-in

Kafka*’nın Metamorfoz isimli romanı, aileye ekonomik açıdan büyük katkısı bulunan Samsa ailesinin tek oğlu Gregor’un bir sabah uyandığında yatağında kendini böceğe dönüşmüş halde bulması ile başlar.      

 Bu durum, annesi, babası ve kız kardeşi ile yeni bir hayatın başlangıcını oluşturur. Başkalaşım; değişimi, değişim ise yabancılaşmayı doğurur. Aile artık eski aile değildir. Önce ne olduğunu anlamaya çalışan aile bireyleri daha sonra durumu kabullenmeye başlar. Yeni kararlar alınır ve uygulanır. Ancak, alınan bu kararların uygulanması da aile içindeki sorunlara çözüm getirmez. Gregor’un ölümü sonrası alınan yeni bir kararla ev terkedilir. Aile, yeni bir arayışın içindedir artık. Bu arada Gregor’un kız kardeşi de evlenme çağına gelmiştir.

Adı Geçen romanda, alışılagelmiş bir düzenin bozularak ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların ortaya çıkması ve bunun sebep olduğu sonuçlar anlatılır.

Hayatımıza internet girmeden önce bilgisayarlar; daktilo ve hesap makinesinin bir üst aşaması olarak klavyesi sayesinde  metinlerin yazıldığı, hesaplamaların yapıldığı ve bilgilerin depolandığı makinelerdi. Ayrıca önceden proğramlanmış raporlar da alınabiliyordu. Hatta disketler vasıtası ile oyunlar yükleniyor şimdikilerin yanında nostalji sayılsa da oynanabiliyordu.  Bir müddet işlevlerini böylece sürdürdüler. İşi bitince düğmesinden kapatılır, daha sonraki mesailerine kadar uykuya çekilirlerdi.

Bu yapılarıyla halktan uzaktılar. Banka ve devlet kurumlarında yer alırlardı. Sonraları muhasebe işleri yürüten işyerlerinde de bulunmaya başladılar. Masumdular. Sadece büro işlerine yardımcı olurlardı. Sokaktaki vatandaş bilgisayarı pek bilmezdi.

Derken, bir sabah uyandığımızda sakin bir şekilde işleri yürüten, çoğumuzun adını bile duymadığı bilgisayarlara bir haller olduğunu gördük.

Başkalaştılar!

Sadece hesap kitap işlerinden anlar bildiğimiz bilgisayarlar, kendi aralarında iletişim kurarak haberleşmeye başladılar. Birbirlerine yazı, fotoğraf hatta video gönderebiliyorlardı. Üstelik zaman ve mekân mefhumu tanımadan.

Henüz siber savaşlar başlamadı ama, siber saldırılara karşı şirketler ve devletler hatırı sayılır bütçeler ayırmaya başladı. Artık bilgisayar korsanlığı meslek oldu.

İnternete sızdırılan bilgiler. Sızdırılmaması için talep edilen yüklü fidyeler!..  Kâbus gibi!

Bu yönleriyle onlardan korkar olduk…

Boyut olarak da küçülüyorlar. Dizüstü, tablet, cep telefonu ve hatta kol saati şeklini alarak birer giyilebilir aksesuarımız oldular. İşleri kolaylaştırıp maliyetleri düşürdüler. Sanki tüm organlarımızın tamamlayıcı unsuru oldular!..  

Örümcek ağı gibi her tarafımız onlarla sarıldı. Kaçabilmek mümkün değil artık.  Kaçmak istesek de farklı bir yerinde ki örgüsüne düştük ve bu ortama zamanla alıştık!..

Bu yönleriyle de sevdik ve kabullendik…

Ve değişim hızlandı!…

Akıllı telefonlar attığımız her adımı takip etmeye başladı.

İzlediğimiz rotalar, nerelerde ne yaptığımız, kimlerle beraber olduğumuzu saniyesi saniyesine kayıt altına alır oldular.

Öyle ki, aleyhimize casusluk yapabilir hale geldiler. Herhangi biri sizi cep telefonunuzla takip ediyor olabilir!..

Kimden şüpheleniyorsunuz?

Etrafınıza bakınmayın! Önce cebinizdekine bakın!

Her eylem, dijital dönüşümün etkisi altında!

Konu insanlar arası iletişim olunca durum değişiyor. Mobil iletişim aracı olarak sosyal medya sınır tanımıyor artık…

 O ayrı bir fenomen…

Birbirlerinin yüzlerini hiç görmemiş veya hayatında hiç görmeyecek olan kişiler sanal gruplar oluşturuyorlar…

Peki bu durum, toplumda ne gibi etkiler yaratıyor?

Değişimin farkında mısınız?

90’lı yıllardan sonra dünyaya gelen nesle bir bakar mısınız? Bu yeni nesil Z kuşağı olarak adlandırılmış…

Orta yaşı geçen değerli okurlarım;

 Peki siz? Artık kaçınılmaz olan ve alışmamız gereken metamorfozun hangi evresindesiniz?

Farkında mısınız?

İçinde yaşadığınız toplum ne durumda?

Örflerimiz, adetlerimiz!?

O değerlerden artık size, çocuklarınıza veya torunlarınıza yabancılaşanlar var mı? Başka bir ifadeyle, sizin yabancılaştıklarınız hangileri?

Kültürel değerlerimiz bu değişimden ne şekilde etkileniyor?

Değişim ve yabancılaşma!  Yeni arayışlar!  Çatışmalar!  Çırpınışlar!..

Bu dönüşüm ve yabancılaşma beraberinde kuşaklar arası çatışmanın da ötesinde iletişim kopukluğu yaşatıyor mu? Metamorfozunu tamamlayan yeni neslin odaları ayrıldı mı? Çocuğunuzun odasının kapısını usulca aralayıp yiyeceğini bıraktıktan sonra yine usulca ses çıkarmadan kapıyı kapatıp ayrılıyor musunuz? Tam anlayamadığınız bu durumu çevrenize nasıl açıklıyorsunuz?

Bu konular, irdelenmesi gereken konular ve bu konularda ciltler dolusu kitaplar yazılıyor!..

Akılçelen Kitaplar tarafından yayınlanan Ogün Duman‘ın Almanca aslından Dönüşüm adı altında dilimize çevirdiği adı geçen romandan alınan alıntıyla yazımızı noktalayalım.

” …Sonra aylardır yapmadıkları bir şey yapıp birlikte evden çıktılar, tramvayla kentin dışına hava almaya gidiyorlardı. Bulundukları vagonu güneşin sıcak ışıkları doldurmuştu. Rahatça koltuklarına yaslanmış geleceğe dair düşüncelerini paylaşıyorlardı…”

Habersiz kalmayın sağlıcakla kalın.


 Franz Kafka: Çek asıllı, modern dünya edebiyatının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. 3/7/1883 – 3/6/1924 tarihleri arasında yaşamıştır.Xsentius: M.Ö. 9. Yüzyılda yaşayan Türk filozofu.

 

NOT: Yazılarımı aynı zamanda aşağıya bağlantı adresini bırakacağım kişisel blogumda da görüntüleyebilirsiniz:

https://kuzyakabilisimtarihkultur.com/


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —