Geleneksel anlayışa, özellikle mezheplere göre, namaz kılmayan uyarılır, hapse atılır, dövülür, hatta öldürülür.
Bu iddia tamamıyla Kur’an’a aykırıdır. Çünkü bırakın bu ibadeti yapmayanı öldürmeyi, Kur’an’da Allah’ın namaz kılmayana nasıl bir ceza vereceği bile belirtilmez. Yani Kur’an’a göre namaz kılmayan ile ilgili ne dünyevi ne de ahirete ait bir cezadan söz edilir.
“…Dinde zorlamak / tiksindirmek yoktur...” (Bakara [2] 256), “...Ve sen, onların üzerinde zorlayıcı değilsin...” (Kaf [50] 45), “…Biz, seni onlar üzerine bir bekçi yapmadık…” (Enam [6] 107) gibi ayetlere rağmen insanlara dinî konularda baskı uygulamak, onları münafık yani iki yüzlülüğe zorlamak demektir. Zorla yaptırılan ibadetlerde Allah’ın rızası ve kullukta olmazsa olmaz olan huşu olmaz: “Onlar, salâtlarında huşu (gösterişsiz / samimi) olan kim selerdir.” (Mü’minun [23] 2). Bir davranış Allah rızası için yapılmadığı zaman zaten Allah katında bir değeri yoktur.
Bir insanın öldürülmesi son derece ciddi ve geri dönüşü olmayan bir eylemdir. Allah Kur’an’da savaşta saldırıya uğranılması dışında öldürmeye izin vermiyor (Bakara [2] 190; Tövbe [9] 13).
Namaz kılmayanın öldürülmesini söylemek Allah’ın böyle bir şeyi “unuttuğu”nu iddia etmek ve Allah’a din öğretmektir (Hucurat [49] 16). Allah’ın izin vermediği bir konuda bir insanı öldürmek cinayet değil midir? Allah, Kur’an’a dayanmadan hüküm verenlere şöyle soruyor: “Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?” (Kamer [68] 37).
Sonuç olarak namaz kılmayana baskı uygulamak veya öldürmek Kur’an’a göre asla mümkün değildir.
Not : Namaz kılmayanın öldürülmesi için delil olarak gösterilen Tövbe [9] 5’in konuyla hiç ilgisi yoktur. Ayet tamamen savaş ile ilgilidir. Yine namaz kılmayanın dinden çıkmış olduğu, dinden çıkanın (mürted) da öldürülmesi gerektiği iddiası aynı şekilde Kur’an’ın birçok ayetine aykırıdır (Al-i İmran [3] 85-90; Bakara [2] 217; Nisa [4] 137).