Bir öğrencinin okulda sergilediği başarının en temel belirleyicilerinden biri, şüphesiz ailenin eğitim sürecine sunduğu katkıdır. Öğrenciler okulda hem toplumsal yaşam kurallarını hem de akademik konuları öğrenirken; bu bilgilerin evde pekiştirilmesi, tekrar edilmesi ve ödevlerin düzenli yapılması süreci tamamlar. Aile; çocuğun sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılayan bir kurum değil, aynı zamanda ödevlerin ya-pılması için gerekli ruhsal iklimi ve iletişim zeminini hazırlayan en önemli sorumluluk ortağıdır.
Günümüzde çoğu anne ve baba, çocuklarından hem akademik hem de sosyal başarı beklemekte haklıdır. Ancak ailelerle çocuklarının başarısı üzerine konuştuğumda sıkça; “Yemedim yedirdim, içmedim içirdim, ne isterse aldım,” gibi sitem dolu sözler duyuyorum. Kısacası ebeveynler, her türlü maddi fedakârlığı yaparak tüm ihtiyaçları karşıladıklarını düşünüyorlar. Fakat tam bu noktada, "ihtiyaç" kavramını yeniden tanımlamamız gerekiyor.
İhtiyaç denildiğinde akla ilk gelen maddi unsurlar olsa da, her çocuğun hayati derecede manevi ve psikolojik gereksinimleri vardır. Sevilme, değer görme, anlaşılma, bir gruba ait olma ve desteklenme gibi duygular; çocuğun başarısını besleyen asıl yakıttır. Aileler, fiziksel ihtiyaçları karşılarken bu ruhsal boşlukları da doldurmalıdır. Bu düşünceden hareketle, okul başarısını artıracak bazı kritik hususlara odaklanalım:
Kaliteli Uyku : Odaklanma becerisi uykuda başlar. İlkokul öğrencisi günde yaklaşık 8 saat uyumalı ve en geç 22.00’de yatakta olmalıdır. Ortaokul düzeyinde ise 7 saatlik kaliteli bir uyku yeterlidir.
Günün En Kritik Öğünü : Sabah kahvaltısı, öğrencinin derse dinç girmesini ve okul aktivitelerine enerjik katılmasını sağlar.
Aile İçi Huzur : Evdeki mutluluk, çocuğun okula uyumuna ve arkadaşlık ilişkilerine doğrudan yansır. Sorunlar karşısında yıkıcı değil, yapıcı bir dil benimsenmelidir.
Çalışma Ortamı : Ödevler için sessiz, iyi aydınlatılmış, uygun sıcaklıkta ( 20 -24°C ) ve sade bir çalışma köşesi oluşturulmalıdır.
Düzen, Çok Çalışmaktan Üstündür : Başarının sırrı çok çalışmak değil, verimli ve planlı olmaktır. Çocuğu sürekli uyarmak yerine, kendi planını yapması konusunda onu teşvik etmelisiniz.
Dijital Rol Modellik : Sadece çocuklar değil, ebeveynler de telefon ve tablet başında geçirdikleri süreyi kontrol etmelidir; çünkü çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini yaparlar.
Yargılamadan Dinleme : Çocuk bir şey anlatırken eleştirilmemeli ve yaşadığı duygular yüzünden suçlanmamalıdır. Aktif dinleme, çocuğun özgüvenini inşa eder.
Sorumluluk Bilinci : Ödevi yaptıran güç, baskı değil sorumluluk duygusudur. Evde yaşına uygun görevler verilen (sofrayı toplamak, odasını düzenlemek gibi) çocukların okul başarısı da dolaylı olarak artar.
İş Birliği ve Rehberlik: Okulu sık sık ziyaret etmek, öğretmenlerle fikir alışverişinde bulunmak ve okul psikolojik danışmanlarından destek almak, başarı yolculuğundaki en büyük yardımcınız olacaktır.
Bu çalışmada Yeşilay Cemiyeti tarafından hazırlanan “Sağlıklı Yaşam” ve Prof. Dr İbrahim Yıldırım tarafından yazılan “Anne Baba Desteği ve Başarı’’ isimli eser kaynak ola-rak kullanılmıştır.