Rüşvet, Kur'an'da lafız olarak geçmemekle birlikte nitelik olarak yer almakta ve şu ayette açık biçimde yasaklanmaktadır:
"Mallarınızı aranızda batıl / haksız bir şekilde yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını bilerek haram yollardan yemeniz için onları (malları) hâkimlere / yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin!" (Bakara [2] 188).
Yine; haram (suht) yemeyi davranış biçimi haline getiren Yahudileri kınayan ayetteki (Maide [5] 42) "suht" lafzı, başta rüşvet olmak üzere "haram kazanç yolları” şeklinde yorumlanmıştır (Saffet Köse, "Rüşvet," Diyanet İslam Ansiklopedisi, c. 35, s. 303-306).
Tedavisi en zor ve en eski toplumsal hastalıklardan biri olan rüşvet bütün ilâhî dinlerde yasaklandığı gibi eski Hint, Mısır, İran, Sumer ve Yunan toplumlarında da bu suçla mücadele edilmiş, özellikle adlî rüşvete ağır cezalar verilmiştir. Roma hukukunda rüşvet alan yargıca ölüm cezası öngörülmüş ve memurların basit eşyalar dışında hediye kabul etmesi yasaklanmıştır (Ahmet Mumcu, Osmanlı Devleti’nde Rüşvet (Özellikle Adlî Rüşvet), İstanbul 1985, s. 22-41).
Kur'an'da yasaklanan rüşvet ile haksızlıklar çoğalır, yıkımlar hızlanır. Rüşvet ile ilgili olarak günümüz toplumlarında da rastlanabilecek şu eylemler örnek verilebilir:
* Alkollü bir sürücüyü tespit eden trafik polisinin, onu rüşvet karşılığı salıvermesi. O sürücü birisinin ölmesine sebebiyet verirse polis de cinayet günahı işlemiş olur. (Nisa [4] 85).
* Müfettişin, müteahhidin yaptığı imar yönetmeliğine aykırı imal edilen binayı fark etmesine rağmen, rüşvet karşılığında projenin devamına izin vermesi. Bu durumda bina yıkılırsa müfettiş de müteahhit ile aynı derecede sorumlu olur.
* Zemin etüdü yapan bir firmanın, rüşvet karşılığı sağlam olmayan zemine 'inşaat imaline uygun' raporu vermesi.
Sonuç olarak Kur’an’ın adaletin yürürlükte olduğu bir toplumun temini için yasaklamış olduğu rüşvet hem günümüzde hem de geçmiş toplumlarda suç ve günah olarak görülen ve cezai yaptırıma bağlanan bir eylemdir.
Bu nedenle bu eyleme / rüşvete tevessül edenler Kur’an’a karşı geldiklerini ve sorumlu olduklarını bilmelidirler.